GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 BU ZERAFETden ETKİLENMEYEN VAR MI ACABA?
BAKTIKCA BAKASIM GELİR…Gözlerinde ki derinlikte sanki yok olasım gelir.Öyle bir ışıksın ki yüreğimizdesin her zaman….

| Tagged | 35 Yorum

İşte öyle bir şey…..


Herkese merhaba! Ülkemize geçmiş olsun.

Boncuk iğne oyasında son çalışmalarım. Artık karar verdim başka model çıkarmayacağım.Boncuk iğnede daha öğreneceğim başka figür kalmadı. Elimdeki modelleri, artık üretmekten başka yeni bir şey denemek istemiyorum. Her yeni bir model, çok zamanımı aldığı için bu kararı aldım…

Büyük boncukları kullanırken elimde zor tutuyorum, iplik ve iğneyi kumanda etmek zorlaşıyor. Genelde küçük kum boncukları en ideali. Sadece şunu belirtmek isterim,İĞNE OYA sında ne çıkartıyorsanız bütün bunları boncuk kullanarak da yapabilirsiniz. Ben İğne oyasında bu minik  boncukları  kullanarak biraz hareket kattım. En yakın zamanda da resimli anlatıma geçmek istiyorum.

Aşağıdaki resimlerle sizi baş başa bırakmadan evvel, balkon sebzelerim ve çiçeklerim için yeni bir formül buldum…Toprak yapımında kışın kullandığım sebze artıklarını artık yaz olduğu için Güneş’ te kurutuyorum ve böylece atmaya kıyamadığım maydanoz sapları , fasulye sapları, mısır püskülleri,soğan kabukları, yumurta kabukları vs. kurutuyorum, daha sonrada bunları robotta çekeceğim  ve evdeki saksılara karıştıracağım..Ya da kışın kullanmak üzere kavanozda saklayacağım…Kış için çiçeklerime VİTAMİN deposu olur.((: Biliyorum gülüyorsunuz ama bende arka bahçede oturan komşudan gördüm. Yok yok o vitamin deposu yapmıyordu sadece elli, atmış bağ maydanoz kurutuyordu, nane falan neyse de maydanoza cidden bende çok güldüm.. İşte bende o zaman neden artıklara kurutma yapmayayım dedim  ve bu sene başladım, sonucu sonbaharda göreceğiz, bende merak ediyorum.Bu sıcaklarda hemen kurudukları için de sinekte olmuyor. Karton kutu içerisinde fazla sık koymadan, arada ters düz ederek kurutuyorum…

Balkonda domates, biber, fasulye ve çiçeklerim var. Yarım metre olan ağaçlarımı da bahçeye ektim balkonda yer kalmayınca apartmanın bahçesi şenlensin dedim.. Nasıl olsa benden her yıl yarım çuval toprak çıkıyor. (Toprak Ana gibi hissediyorum kendimi). Tatil uzun sürünce tohumları gelir gelmez haziran sonunda ekmek zorunda kaldım…  Ama fasulye uzadıkça uzuyor, bakalım ne yapacağım… Bütün kış  topladığım ev artıklarından yaptığım toprağın gerçekten, halis muhlis gübreli toprak olduğunu, bitkilerin  yemyeşil canlılığından anlıyorum…Emeklerimin boşa gitmediğine bu yeşilliği görünce çok seviniyorum,  o saksılardan bir kilo bile domates almayacağımı bile bile atmıyor, biriktiriyorum, akıllı işi değil tabii ki…Hayat da işte öyle bir şey değil mi? İşte öyle, işte böyle yaşayıp gidiyoruz, şu kısacık ömrümüzde. İyilikler, güzellikler, vicdanınız  sizi hiç bırakmasın, sevgiler..

Boncuk iğne oyası, bONCUK İŞLEME, El sanatları, iğne oyası çiçek, küpe, Needle lace, needle lace flowers, tasarım, İğne oyası, İğne oyası boncuk işleme içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , , | 2 Yorum

Nilüfer çiçekleri ve Kuğu.


Bu çiçekler ve Kuğular hep aklımdaydı ama cesaretim yoktu başlamaya…Nilüfer çiçekleri ya da LOTUS  gördüğüm çiçekler arasında en güzeli diyebilirim…Renk ahenginin ucu bucağı yok…Ben sadece çok belirgin renkleri seçtim ve pembeye ağırlık verdim..Her rengin neredeyse elli ton farkı var ve her renkte orta kısmının tonları ve şekilleri de farklılaşıyor…Bir ara artık bende karıştırmaya başladım renkleri….Beyaz Nilüfer, içlerinde en enderi ve bizimde ülkemizde artık korunmaya  alınmış bir çiçek. Japon şehirlerinde  turistlerin gezdiği  çok güzel Nilüfer  bahçeleri varmış…Hindistan’da  Budist rahiplerinin heykelleri bu çiçeğin üzerinde otur vaziyette yapılmış..Tohumlarının göğe yükselişi ve tabii kendilerinin yükselişi gibi sanırım…Zaten o bölgelerden  kaynağı çıkmış bir çiçek ve yaygın olarak oralarda bulunurmuş…

Zeytin gibi tohumlarından  evlerde bile büyük su kovaları içinde çimlendiriliyor muş..Hani aklım gitmedi desem yalan olur. Bahçesi olan arkadaşlarım bu çiçeğe gerçekten alıcı bir gözle bakın, bahçenizin köşesinde  bir metre karelik  çamurdan havuzunuz olsa çok mu yer kaplar sanki((:

Çiçeğin en önemli özelliği,  kendi kendini temizlemesi ve mis gibi güzel kokması…Okul yıllarımda Beyaz Nilüferleri  hep  havuzda görürdüm ama  hiç alıcı gözle bakmamışım…

Haftaya  nasipse torunuma ve anneme kavuşuyorum.. Gitmeden bu son çalışmayı göstereyim dedim. Bütün güzellikler ve masumiyet DOĞA da var değil mi? Herkese kucak dolusu sevgiler…

 

iğne oyası çiçek, Needle lace, needle lace flowers içinde yayınlandı | 8 Yorum

Kırmızı ayakkabılar ve çiçek


Herkese merhaba!

Boncuk iğne oyalarım dolu dizgin gidiyor…    DSCF6955  2016 nın ilk yazısı oldu bu..Bir daha ki 16,  100 yıl sonra gelecek. Tabii bizim görme lüksümüz yok.   Hayat işte acısıyla, tatlısıyla devam edip gidiyor..Ülkemiz için hayırlı olur inşallah…DSCF6957

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Boncuk iğne oyasının, BONCUK TEKNİĞİ ile hiç bir ilgisi yok. Tamamen iğne oyası ile yapılan bir tekniktir. Bunu yapmak için ilk başta iğne oyasını iyi öğrenmek gerekir. Benim kolay anlatımlı iğne oyası VİDEO  çekimlerimi 10MARİFET sitesi  yayınladı…İzin alırsam  buraya ekleyeceğim.

Boncuk iğne oyasında kendimle yarışıyorum. Bakacağım model yok. Aklıma hangi figür gelirse onu yapıyorum. Bir tek JAPON’lar buna el atmış fakat ben daha ne yaptıklarını göremedim. Japonlar bizim iğne oyalarımıza bayılıyorlar zaten…

Ayakkabının en zor modeli buydu, topuklu ve yanların  kıvrımlı  oluşu….Son formunu alması bir ay kadar uğraştırdı beni. Yazlık ayakkabı yapsam bu kadar zorlanmazdım. Bir sorun da çift yapamamam oldu.. Ne kadar uğraştıysam da iki eşit model çıkaramadım.  İki iğne, iki iplik takarak çalışsam da olmadı. Ben  çift küpe yaparken de zorlanırım…Çift çalışamama huyumu daha çok bu ayakkabılar da anladım. Halbuki burcum da ikizler… Boncuk iğne oyası ile çiçek yapmak en kolayı, ben fazla çiçek modeli de çalışamadım. Nedeni ise malum şu yerli boncuklarımız…Yabancılarınki gibi kaliteli bir boncuğumun olmaması. Çeşit çeşit boncuk aldım fakat hepsi hasarlı  ya da boyasını veriyor.İçlerinde bir dikdörtgene bir kareye rastlıyorsunuz… Gümüş boncuklara hele hiç yaklaşmayın, bu kadar adi olamaz dersiniz…Boncuk iyi olmazsa hiç hevesim gelmiyor.

Pinterest  de  çok araştırdım bu ayakkabıyı. Sadece fimo hamurundan ve metalden yapılanı var. Boncuk tekniği ile hiç yapmamışlar.  Neyse ki boncuk iğne oyası ile bu model çıktı, vallahi yoksa krize girecektim.  Kaç kere elimden bıraktım bilemezsiniz…Hele birde ne işe yarayacağını bilsem gam yemeyeceğim. Bana tek kârı aklımdaki takıntıyı attım ve rahatladım.Artık başka modellere yelken açabiliriz. Herkese sevgiler.

 

 

 

 

 

 

Boncuk iğne oyası, bONCUK İŞLEME, El sanatları, iğne oyası çiçek, needle lace flowers, İğne oyası, İğne oyası boncuk işleme içinde yayınlandı | 2 Yorum

Çiçek tasarımlarım bu kitapta!


Sevgili ziyaretçilerim,;Evet, ben bu kitabın içine dahil olduğum günden beri bir şeylerin hep yanlış gittiğine, içimi kemiren sıkıntının bu kitap olduğuna kanaat getirdim. Sizlerde biliyorsunuz, bu kitap hakkında hiç konuşmak istemedim….Ama bu kitaba baktıkça iyi niyetimin kurbanı gibi görüyorum kendimi. Bu kitap karşılığında elime geçen tek hediye işte 20 dolarlık bu kitap…Kitaba her baktığımda,ABD’li yayın evine AMME HİZMETİ yaptığım HEDİYE diyorum. Tek bir kitap karşılığında senetsiz, sepetsiz yaptığım ve yayın evi tarafından Tasarımlarımın tepe tepe , kullanmasına evet dediğim İŞ geliyor aklıma….
Soruyorum size ; Sizde bir tek kitap hediyesi ve arkada büyüteçle gözükebilecek kadar isminiz, karşılığında benim gibi HEDİYE de bulunur muydunuz TASARIMLARINIZI?….
Ya da şöyle sorayım, aile içinde alay konusu olacak duruma düşer miydiniz?? Dedim ya bu kitap hakkında hiç konuşmadım ama 2016 da her yazımda bu kitaptan bol bol bahsedeceğim.
Soruma cevap verirseniz, gerçekten memnun olurum.

Sibelin Çiçekleri

Türk El Sanatlarımızdan biri olan İğne Oyası’nı tanıtan kitap ”Needle lace flowers” çıktı! Ben de çiçek tasarımlarımla bu değerli anlatımlı kitapta yer aldım…

Yıllarca İğne Oyası üzerine araştırma yapan, yurt dışında çeşitli makalelerle kültürümüzün tanıtılmasına vesile olan ve bununla birlikte bu muhteşem kitabı hazırlayan sevgili Figen Çakır’a, kitabında benim çiçek modellerime de yer verdiği için teşekkür ediyorum.

İçindeki yirmi farklı çiçekten, on iki modelimin yanı sıra zambak, yasemin, krizantem, begonya çiçekleri orjinal halleriyle sayfalarda yer almıştır.

Yıllar öncesinden gittiğim kursta El Sanatları hocamın tavsiyesiyle resimlerden inceleyip yaptığım ve cam tepsilerde kullandığım Mavi Mine çiçek tasarımlarım vardı ve bu modellerden esinlenerek yaptıkları mine çiçeklerini kitap kapağında da görebilirsiniz.

Çiçeklerin yapım aşamaları, sistemli bir şekilde şema ve grafiklerle desteklenmiştir. 10 yıl önce elimde böyle şekillerle anlatımlı bir kitabım olsaydı eğer, doğadaki bütün çiçeklerin tasarımını şimdiye kadar çoktan bitirmiştim. Kültürel zenginliğimiz olan İğne Oya’sını öğrenmek isteyen tüm Dünya kadınlarına başarılar dilerim.

İğne oyası kitabı     

View original post

| 6 Yorum

Ülkemin renkleri..


Bu ülkede her renkten varız...

Bu ülkede her renkten varız…

Hepimizin ihtiyacı demokrasi...

Hepimizin ihtiyacı demokrasi…

Anemonlar, sırrınızı tam çözemedim ama çok güzel yaratılmışsınız bu gerçek...

Anemonlar, sırrınızı tam çözemedim ama çok güzel yaratılmışsınız bu gerçek…

Tepsinin içinde bile doğal durmuşsunuz..

Tepsinin içinde bile doğal durmuşsunuz..

Çiçekler, gelişimini tamamlar ölür, biz insanların onlardan farkı yok ki?

Çiçekler, gelişimini tamamlar ölür, biz insanların onlardan farkı yok ki?

El sanatları, iğne oyası çiçek, nakış, İğne oyası içinde yayınlandı | Tagged , , , , , | 8 Yorum

Yıkayınca çoğaldılar, çoğaldılar,çoğaldılar…..


Kaju

İlk kullanan Kajum olsun…Ben takmasını bile bilmem, galiba içine çıt çıt alınacak…

DSCF6323   Neredeyse kırk yıllık  örgü saçım. Anneciğim saklamış bende bu zamana kadar korumuşum..Küçük örgü saçta kızımın çocukluk saçı. Demek ki, annemden örnek almışım..

Hep aklımdaydı peruk nasıl yapılır diye..İnternet sayesinde merakımı yendim. Hatta kasnak çalışması ile peruk işine daldım…Fakat,  tüle örmek beni biraz sıktı ve bıraktım.. Daha pratik bir şey olmalı derken postişlere daldım…Biraz zorlanarak yapsam da ehh fena gitmedi…Arada sırada olmayacak işlere dalmam gerçekten bana iyi geliyor….

Hani belki yaşlanır da kafada saç kalmazsa, imdadıma yetişir diye düşündüm:))…

Saç örgü  Kırmızı top tokalarım, nasıl severdim onları….Lastiği bile erimiş. Orta okuldaydım o zamanlar…Lisede de  örgülü saçlarım vardı…Hep annem örerdi saçlarımı…Bu saçlardan anneme çooook çektirmişimdir. Bir tek tel çekilince yeniden söktürüp ördürür idim……Çoğu kez makası eline alırdı da ben kaçar kurtulurdum…Kaju Kajum  yeni uzun saçlarına bayıldı ve çok sakin bir şekilde bana poz verdi..Gebeliği bayağı ağırlaştı hatta oldukça kendini uykuya verdi ve kendi minderinden ayrılmıyor, galiba hazırlık yapıyor yavrularına…Hayırlısıyla bu ay sonunda bebişleri bekliyoruz…İnşallah Kaju’ma bir şey olmaz…Ne de olsa adı üstünde doğum!  Saç örgü  Yıkayıp, krem yaptıktan sonra tutam tutam ütü yaptım…Her ütülemem de çok kopan saçlar oldu…Elimden geldiğince birleştirmeye çalıştım ama fazlaca da ziyan ettim……Ne de olsa gerçek saçtı, dokundukça uçup gidiyordu elimden. Hele çocukluk saçı da ipek mi ipekmiş… Canım annem bu saçlarım için,  tülbentte sıkılmış( robot daha yoktu) elma suyuyla durulatırdı…Bakıyorum da saçlarda kırık yokmuş. Elma suyu ile bu uzun saçları çok kolay açardım…Hey  gidi günler hey….

Saçlarda en çok, birleştirme ve eşleştirme de zorlandım…Arkalı önlü bantladıktan sonra ,arasındaki boşluğu makinede  dört, beş kere gittim geldim…Dikiş bilmeyen biri olarak saç dikeceği mi rüyada görsem inanmazdım…Antik ve çocukluk  saçım olmasa bu zorluğa gerçekten girmezdim..İşin kötü tarafı nedir söyleyeyim mi? Şu andaki saçlarım bu örğü belikten daha uzun:))..Köyde bizim oralarda örgü saça belik derdik..Yok yok !!!Bu beliklere ben işlem yapmam, işin ustalarına bırakmayı cidden tercih ederim.

Benimki sadece çocukluk saçlarımla oynamaktı. Hoşça kalın…

Aşağıda ki resimlerde örgü saça yaptığım işlemleri görebilirsiniz…

N

B

| Tagged , | 10 Yorum

Bayramınız kutlu olsun!


İğne oyalarım nihayet boncuk elbiselerini giydiler.Sizi bilmem ama bu boncuklu iğne oyarım  tahminimden de  güzel oldu...Bende bilemiyorum devam edip etmeyeceğime çünkü zaman olarak daha uzun sürede bitiyor...Keşke fikirlerinizi söyleseniz...Hatta boncuk iğne oyası ile ilgili yerler görürseniz bana iletmenizi  rica ederim... Sevgiler..

İğne oyalarım nihayet boncuk elbiselerini giydiler.Sizi bilmem ama bu boncuklu iğne oyarım tahminimden de güzel oldu…Bende bilemiyorum devam edip etmeyeceğime çünkü zaman olarak daha uzun sürede bitiyor…Keşke fikirlerinizi söyleseniz…Hatta boncuk iğne oyası ile ilgili yerler görürseniz bana iletmenizi rica ederim… Sevgiler..

Boncuk iğne oyası, iğne oyası çiçek, İğne oyası içinde yayınlandı | Tagged , , | 4 Yorum

Aynanın başına gelenler…


 

ayna

Arkasındaki gizli destek içinde makyaj malzememin en önemlileri elimin altında artık...

Arkasındaki gizli destek içinde makyaj malzememin en önemlileri elimin altında artık…

ayna

 

Yıllar önce, Mungan’nın  ”Üç aynalı kırık oda ” romanını okumuştum. Biraz kasvetli ve fazlaca detaylı bulmama rağmen zor bitirmiştim daha da o yazarı okumadım…

Aynaya montaj yaparken işte bu romanı hatırladım. Benim ki kırılmadı sadece çerçevesi birbirinden ayrıldı…Atsam atamadım, yeniyi almak içinde Salı pazarı yapmam gerekti ve hiç vaktim yoktu…Zaten bu atmama huyu yüzünden elim hiç boş kalmaz. Sürekli değerlendirme derdindeyim. Bazen iyi bazen kötü bir hastalık!

Hastalık diyorum buna çünkü evde yer kalmayınca ev ahalisinden şikayet gelmeye başlıyor…Anne burası bizim de evimiz,elimizi nereye atsak senin ıvır zıvırlar diyorlar..

Kağıt, karton biriktiririm ve onları belediyenin kutusuna götürür atarım…Şimdide bizim torunun mama kutularına göz dikmiş vaziyetteyim. İşte bu kıyamadığım büyüteçli aynamın başına gelenler….

Dantel, Dikiş, El sanatları, iğne oyası çiçek, tasarım, İğne oyası içinde yayınlandı | Tagged , , , | 7 Yorum

Benim küçük köyüm….


Kışın yaptığım toprakta, yetişen domateslerim. Toprağım beni gerçekten mahçup etmedi..

Kışın yaptığım toprakta, yetişen domateslerim. Toprağım beni gerçekten mahçup etmedi..

Küçük balkonda , küçük kovalarda anca  bu kadar.

Küçük balkonda , küçük kovalarda anca bu kadar.

Herkese merhaba!

Arkadaşlarım, bu pazar prof.Dr.Dizdar’ın Ulusal kanalda ”Merhaba Sağlık”  proğramını izledim. Söylediklerini hiç bir zaman kaçırmadığım doktor Dizdar, öyle can alıcı yerlerden vurdu ki, bir Biyolog olarak yine dehşete düştüm…Yine bizi uyarıyor, uyarıyor, ee bir şeyler yapın artık diyor….. Anlattıklarının her biri ders konusu, Zooloji ve Botanik bilmine hakim olduğum halde yinede anlattıklarından korkuyorum….

Okul yıllarımda tek tük kanser olayı görülürdü, o zamanlarda daha yeni yeni Onkoloji hastahaneleri vardı. Öğrenci iken fazla ilgimizi çekmezdi daha doğrusu hocalarımın üstünde durduğu bir olay değildi…Profosör hocalarım bile bu konuya öyle uzaktılar ki ağızlarından duyduğumu hatırlamıyorum…Dersleri kaçırmadan dinleyen bir öğrenci olarak bundan eminim….

Son 20 yıldır duyduklarım, gördüklerim, okuduklarım beni hep dehşete düşürüyor…Bu korkularla balkon bahçesiyle elimden geldiğince uğraşmaya çalışıyorum. Oradan, tek tük olsalar dahi biber, domates, nane, soğan almak, biraz olsun içimi rahat ettiriyor…3metre karelik balkona ne sığdırırsam kar diye kendimce cebelleşip duruyorum…Elimden geldiğince de yerli tohum bulup onları kurutup her sene ekmeye çalışıyorum….

Sizlere tohum fidelerimi, ektiklerimi, balkonda fidelerimi yiyen kuşlarla savaşımı ve nasıl önlem aldığımı bir kaç resimle göstermeye çalışacağım…Fakat benim için en önemlisi  olan TOPRAK yapımını göstereceğim…Çoğumuzun balkonları müsait olmayabilir,geniş olmayabilir ya da şikayetçi komşuları olabilir….Yapamasanız da bilin ama yediklerinizi sorgulayın ve bunu hiç unutmayın amacıyla yazıyorum…

Dr. Dizdar, neler anlattı neler…

Bağ dokumuzun zayıflığından ve önemini….Kutu sütlerin içini kaplayan ya da kakolu süt, bir içimlik paketlerin iç yüzünü kaplayan maddeler ve içlerindeki şeker karışımı ,uzun ömürlü kutu sütleri içinde çoğunluk SÜT TOZU katkısından….Normal bir yoğurt mutlaka ekşir ve sulanır fakat ambalajlı bu yoğurtlar bunları bırakın küflenmiyor bile diyor….Karadenizli olduğumuzdan evimize hiç bir zaman hazır yoğurdu sokmadım…Hep mayaladım….Fakat iş burada da bitmiyor. Hoca, çok süt versin diye hayvanlara verilen Antibiyotiklerin üzerinde de duruyor…Bilhassa tavuklar bu durumda çok çok vahim..15 dakikada pişen tavuklarda kollojen diye jelatin hiç oluşmuyor….O da soruyor, nasıl bir antibiyotik ki hayvanı gününden önce hem çabuk  büyütüyor hemde bağ dokularını felç ediyor.

En önemli husus;  Sadece çevre şartları bizim hasta olmamıza neden olmayabiliyor…Bir şekil vucudumuzun kimyası,  eksoz gazını absorbe edebiliyor ve temizleyebiliyor. . Ama vucudumuz dışarıdan gerekli olan besini alabiliyor mu sorusunu vurguluyor…İşte bu şartlarda, tavuktan vucudumuza çok gerekli olan KOLLEJENİ alabiliyormuyuz?????Antibiyotikler yüzünden alamıyoruz sonuçta…Bize Kemik alın kaynatın, uzun süre pişirin,  iyice jelatini çıksın diyor….SAKATAT alın yiyin diyor…Avrupalının ya da gelişmiş teknolojinin,  güzel ambalaj paketleme ALGISINA kapılmayın diyor….

Bize şöyle bir uyarı daha yapıyor; Anne annelerinizin,baba annelerinizin  pişirdiği yemekleri  tekrar tekrar yapın diyor….Vucut kültür’ümüzün   buna gereksinimi var diyor…Ispanakla yoğurt yemek bir gelenektir, kuru fasülye bulgur yine bir gelenektir…Taa  Afrika’ da ki  bürüksel lahanası veya brokoli bizim geleneğimiz hiç değil diyor…Vucut onları algılayamayabilir ve gerekli ihtiyacını bu sefer karşılayamaz diyor…

Vucut ihtiyacı olan kimyasal besini temin edemez ise de HASTA olur diyor….Sadece kemik kaynatıp kollajen almamızda eksik diyor bununla birlikte kollojenin vucudumuza bağlanması için C vitaminine de ihtiyaç var diyor….BAĞ DOKUSU zayıflığı, bir çok hastalığa gebe diyor….Romatizma ile başlar bu işler diyor.

1.5 ton domates alınan bir tarlanın  birden,  8 ton domates alımını sorgulayın diyor. O domates,  domates olmaktan çıkar mantar gibi bir şey olur  diyor…

Sevgili arkadaşlar, ben sadece bu gün dinleyip inanın aklımda kalanların özetini bu kadar verebiliyorum. Merak edenler bunun videosunu bulabilirler….Proğramın ismini de verdim ki, zaman bulursanız mutlaka bilgilenin demekten başka elimden bu gelir….Eksiğim varsa da af ola…

Uzun süredir TOPRAK yapıyorum…Evim de,  ne artık çıkarsa  un çuvalları içinde Eylül ayından itibaren biriktiriyorum…Buna hastalık gözüyle bakmayın lütfen,  böyle atıklardan bir avuç toprak edinmeyi mutluluk ya da kazanım hissediyorum. Biliyor musunuz kocaman bahçesi olan karşı komşum benim toprağımı istiyor:)) Ona da söz verdim bir çuvaldan geriye ne kalırsa vereceğimi…Öyle böyle değil,gerçekten uğraşıyorum bu çuvalları doldurmak için….Her gün bir leğen devamlı tezgahımda dolmayı bekler. Gün aşırı çuvallara çay suları ile birlikte dökerim. Nemi de böylece bitmez. Evimizde sebze ağırlıklı yemek yapıldığından çok güçlük çekmiyorum. Bazen evin altındaki marketin sebze artıklarını torbalarla taşıyarak da çuvalları tam kapasite dolduruyorum ki hemen ağızlarını bağlayıp artık tepkimeye girsinler diyorum….Kışın bu çok daha kolay oluyor, etrafa fazla koku ve sinek vermiyor….Fakat komşularım fidelerin altına koymak isteyince bahar başından beri çuvalları hala doldurmakla meşgulüm…Havalar sıcak gidince fazlaca sinek oldu ama az kaldı  bu yeni yaptıklarımı da kurumaya bırakacağım.İçindeki marul artıklarının nemi yetecek gibi gözüküyor….Kıştan yaptığım üç çuvaldan  3 yarım tahta kasalarını doldurdum…Ama inanın halis mulis tamamen doğal gübreli toprak. Artık  ekstra gübre atmama gerek kalmayacak…Evet elimde bir çuvalın sadece 3 de biri kalıyor….Öyle güçlü toprak ki anlıyorum ve Ocak ayının başına kadar domates vermeye devam ediyor…

Hani benim ki bir avuç toprak misali gibi bir şey oluyor ama domatesi, biberi  nefis köy kokulu oluyor….

balkon bahçesi içinde yayınlandı | Tagged | 8 Yorum

İşçisin sen işçi kal!!!


Merhaba!

Hiç aklımda yoktu bu el arabasının İşçi bayramına denk geleceği….

Bizim emekçilerimizin de diğer ülkelerdeki gibi insanca ve emeğinin karşılığını alarak  çalışmasını hep arzu etmişimdir… Bayramlarını bile yasaklarla kutlayan bir ülkede çok şey mi istiyorum?… Ayrıca benim istemem hiç bir şey farketmezki? Ezilen, hakları yenen, sosyal güvencesi olmayan hatta bir öğlen yemeğini bile yiyemeyen  işçinin artık gözlerinin de açılması gerektiğini biliyorum… Hep durduğumuz yerdeyiz yıllardır..

Ezilen halk, gelişmiş ülkelerdeki gibi kendi savaşını vermeyi beceremediği sürece ya da vergilerinin nerelere harcandığının hesabını soramadığı sürece, bu hep böyle gidecek….Ülkemizin gerçeği bu işte!

 

  • Bu çiçeklerde içinizi ısıtsın diye....

    Bu çiçeklerde içinizi ısıtsın diye….

  • el arabası
  • el arabası

el arabası

  • el arabası
El sanatları, iğne oyası çiçek, needle lace flowers, İğne oyası içinde yayınlandı | Tagged , , | 8 Yorum