Benim çocuk öğretmenim-3


En başta Sevim ablam,annem,Yaşar ablam,Fazilet ablam,öndeki de ben.Bu resimleri hep rahmetli babam çeker ve evde karanlık odada tab ederdi.Nasıl yapardı annemle birlikte, çok hatırlayamıyorum. Burdaki ablalarımı köye gidince mutlaka görürüm.Nerdeyse hepsi torunlara karıştılar....

Niğmet’le çok güzel yaz tatilimiz olurdu.Eğer o yaz,Ankara ya da Sıvas’a   dedemlere, babam götürmez ise hiç üzülmezdim.Köy de oynayacak o kadar çok şey vardı ki,ne kadar oynasak da oyuna doyamazdık.Benden 2 yaş küçük kardeşim arkadaşlarıyla,ben ise Niğmet’le oynardım.Tabi bizim ki oynamak ise?

Sabahleyin ,annem bize kahvaltıyı yaptırdıkdan sonra, ben doğruca  karşı tepeye geçmek için okulun aşağısındaki asvalt yolu geçerek Niğmet’lerin evine doğru yol alırdım.Taş merdivenleri çabuk çabuk çıkar,bir solukta Niğmet’e meramımı anlatırdım.’’Hadi Niğmet dışarıda Evcilik oynayalım’’derdim.Ben bunları söylerken zaten Niğmet,  merdivenin başındaki kapı girişi holde bulunan lavobada bılaşık  yıkar dururdu.Bana derdi ki,’’tamam Sibel oynayalım ama anam dedi ki,”Ahırda ki inekleri otlatmaya götür ırmağa ondan sonra ne yaparsan yap dedi”derdi.Ben de olur Nimet,tamam gidelim derdim…

Niğmet’le ben doğru ahıra gidip,inekleri tek tek çıkartırdık.Hatırladığım kadarıyla 2-3 büyük inek,2 de buzağıları olurdu.Niğmet ve benim elim de ki  değneklerimizle  ineklere ho ho diye bağırarak asvalt yola  köy tepesinden inerdik.Bu arada ben,ho ho diye bağırmanın dışında hep Nimet’in yanın da yürürdüm.Çok korkardım ineklerden.Ama belli etmezdim hiç.Ne de olsa ben de bir köy kızıydım.Niğmet’in beni her bir şekilde koruyacağını adım gibi biliyordum.Her şeyden önce işimizi de çabuk yapmalıydık,inekleri ırmak kenarındaki çayırlar ile karınlarını doyurmalıydık.İşimiz bitincede ,çimenlerin üzerinde evcilik oynayacaktık?????

100 METRE kadar köy den yürümüş olurduk ırmak kenarına vardığımızda.İnekleri ağaç ya da çalılara gevşekce bağlardı Nimet.Çalılar zaten ırmağın kenarında olduğu için inekler istediği zaman ırmaktan su içebilecek  şekilde ipleri uzun olurdu.Irmağın kenarları yemyeşil çayır ve ot  ile dolu dolu olurdu. O yemyeşil çayır çimen ile, mavi yeşil karışık ırmağı çok iyi hatırlıyorum.İnekleri getirirken bayağı terlemiş olurduk.İnekleri sağlama aldıktan sonra biz de kendimizi ırmağa atardık.Irmağın ortalarına asla gitmezdik,kıyılarda yüzerdik.Kıyılarda adeta suyun içi görünürdü.İçinin cam gibi olduğunu da çok iyi hatırlarım.Ben ırmakta yüzerken Niğmet su kenarına çıkmış,kuru dalları ve çöpleri toplayıp,ateş yakmaya başlamış bile olurdu.Ben de çıkar, parlak kaymak gibi büyük bir taşın üzerine oturur,Niğmet’in yerdeki ateşe püf püf diye  püflemesini seyrederdim.Bu arada da 5 dakika içinde üzerimizdeki,atlet ve  kilodum kurumuş olurdu.Niğmet’inkiler her nasılsa benden daha çabuk kururdu.Artık ateş güzelce çıtır çıtır yanardı.Ben hala taşın üzerinde Niğmet’i seyrederdim.Niğmet, i hep koşturup  dururken hatırlıyorum.

Ben halâ saçlarımı kuruturken,Niğmet bir koşu ırmaktan 10–15 m yükseklikteki tepeye koruluğa çıkar,ora da ki tarlada  annesinin ekmiş olduğu mısırlardan koparmış aşağıya doğru koşarak inerdi.Niğmet yine koştururdu,bu seferde çabuk çabuk soymuş olduğu tazecik  mısırlara çubuk arardı.Tabii ki,bir çırpıda elini koymuş gibi bulurdu.Onun için hiçbir şey sorun değildi ki.Irmak kenarını sanki evi gibi biliyordu.Ben de onun yanında  çok ama çok iyi,uslu, bir izleyiciydim.                                                                                                                                                    Bana iş de vermezdi.Acaba beceriksiz olduğumdan mı?Her şeyi o yapardı.Yanın da sıkılıp gitmeyeyim diye olabilir mi?Şimdi anlıyorum ki, Niğmet’de benim arkadaşlığımdan memnundu sanki. Ben olmasamda annesinin ona verdiği görevi mutlaka yapması gerek olduğunu ,o ben den çok çok daha iyi biliyordu.Ben 7-8 yaşlarındayım,o da benden bir yaş büyük.Anlayın işte, o yaşta çocuk da ki sorumluluğu.Onun yaptıklarını şimdi çok daha iyi anlıyorum,takdir  ediyorum. Annesi bunların hepsini nasıl öğretti diye de ,sormadan edemiyorum.Nasılda severek işleri yapardı.Hiç bir zaman isyan ettiğine, şahit olmadım.Birgün bile ooof dediğini duymadım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s